BASIN ETİĞİ ÇIKMASI MUHTEMEL SORULAR…

BASIN ETİĞİ ÇIKMASI MUHTEMEL SORULAR…

  • Liberal kuram ile toplumsal sorumluluk kuramının karşılaştırmasını yapınız?
  • (142) sayfa 2. Ünite
  • Basın ile ilgili Osmanlıda yapılan yasal düzenlemeler ve bunların kronolojik  sıralaması?
  • (159) sayfa 3. Ünite
  • Ombudsmanlık konusunu kısaca anlatınız?
  • Basın şeref divanı yapısı ve işleyişi nasıldır?
  • Basın konseyinin, yapısı, kuruluşu ve eksiklikleri nelerdir açıklayınız?
  • Cumhuriyet sonrası basındaki düzenlemeler ve 1924 te yapılan düzenlemeler nelerdir?
  • (3. ünite komple çalışılacak)
  • Gazetecilik cemiyetinin faaliyetleri nelerdir?
  • Basın ahlak kuralları nelerdir?

BASIN ETİĞİ DERS NOTLARI

 

Ahlak ve Tanımı:

 

  • Ahlak insanın toplumsallaşma sürecinde etkili olan bir öğedir.
  • Bir kişi yada insan öbeğince benimsenen eylem kurallarının bütünüdür.
  • Ahlak zaman içinde değişmekle birlikte değişmeyen şey ahlakın “iyi eylemeyi” hedef almasıdır.
  • Ahlakın iç yaşamımızdaki karşılığı “vicdan” iken dış yaşamımızda ki karşılığı toplum ve yaslardır. Ahlaki değerleri çiğnemenin bedeli vicdan azabıdır. Hukuk ise somut delillere dayanır
  • Ahlak ve Etik Arasındaki Fark: Ahlak sosyal bir olgu iken etik sosyal bir olgu olan ahlakın felsefe alanındaki uygulama biçimidir. Ahlak etikten de önce vardır. Etik görev ile ilgilidir. İnsanın kendine ve diğer insanlara karşı görevlerini kapsamaktadır.

 

Ahlak Kavramına İlişkin Kuramlar:

 

Bireyci Ahlak: Bilgi insanları ahlaklı davranmaya iter. Sokrates savunucularındandır.

Toplumcu Ahlak: Platon’a göre ahlaki yaklaşım toplumsal alanda ortaya çıkar. Aritotales diğer bir savunucusudur.

Sofist Ahlak: Ahlak anlayışı görecelidir. Bir site devletinden diğerine değişir. Protogoras.

Ödev Ahlakı: Kant savunucusudur. Akıl ile ahlak arasında sıkı bir bağ vardır. Birey salt akıl yoluyla kendini iyiye hedeflerse ahlaksal bir varlık olabilir. Kant’a göre ahlaksal eylemde eylemi ortaya koyanın bundan bir yararı olmamalıdır.

Yararcı Ahlak: İngiltere kökenli yaklaşımın temelinde maddeci düşünce ve nesneleri sağladıkları yarar ile değerlendirmek vardır. Anglosakson pragmatizminin temel taşıdır. Jon Stuart Mill. En üstün iyi yarardır. İyiyi kötüden ayıracak ölçü yarar ölçüsüdür. (Kant tam tersi sonucu değerlendirmez)

Etik ve Tanımı:

Ahlak felsefesidir. Etik insanlar arasında davranış standartlarının belirlenmesi, ahlaki bir yargı yada felsefe çalışmasıdır. Etik çalışma alanı olarak kendisine insanların baskı altında kalmaksızın yaptığı davranışları seçmiştir.

 

Mesleki Etik: Bireyin mesleksel etkinliğinde üyesi olduğu toplumun yararına davranmasını gerektirecek bir kuruma ihtiyacı vardır. Böylece mesleksel etik kavramı ortaya çıkmıştır.

Mesleki Pragmatizm Ne Zaman Ortaya Çıktı?

Her insan topluluğunda iş bölümüne rastlanılır. Sanayi devrimi ile ortaya çıkan üretim artışı bazı standartların konulmasını zorunlu kılmıştır. Avrupa da ki lonca teşkilatlarının  Osmanlıda ki karşılığı ahilik müessesesidir.

Ahilik müessesesinin hem tasavvufi hem de iktisadi bir yönü mevcuttur.  Gerek lonca teşkilatı gerekse ahilik müessesesi “etik kuralları” içinde barındırmaktadır.

Basında Etik

  • Endüstri devrimi ile birlikte elde edilen teknolojik gelişmeler gazetelere de yansımış ve gazeteler  toplumsal bir kurum olarak toplumda yerlerini almışlardır.
  • Basın ahlak ilkeleri 20. yy ilk yarısında demokratik rejimlerle totaliter rejimlerin çatışmasının belirgin olarak görülmeye başlandığı dönemde ortaya çıkar.
  • Basın özgürlüğüne ilişkin 1776 tarihli ABD Virginia Haklar Bildirgesinin 12. maddesi ve ABD anayasasının ilk değişiklik maddesi önemlidir.
  • 1789 Fransız Devrimi sonucu ortaya konan Yurttaş Hakları Bildirgesi bunun Avrupa ayağını ortaya koymaktadır.
  • Basının 20yy başlarında toplum hayatında önemli bir yer edinmeye başlamasıyla gazetecilerin mesleklerini yaparken uymalarının uygun olacağı düşünülen bazı mesleki ahlak kuralların gündeme gelmesine sebep olmuştur.
  • Basın ahlak kuralları basına ilişkin yasal yükümlülüklerin dışında kalan ancak gerek basın özgürlüğünün sağlanabilmesi gerekse meslek açısından uygun görülmeyen durumların yaşanmaması için gerekli görülen kurallardır.
  • Birçok gazete veya ajans kendi meslek ilkelerini uygulamaktadır. Örneğin Washington Post’ta bu “doğruluktur”.
  • Basında etik ilkeler gerek hukuki ,gerekse dini yaptırımların dışında olmalıdır.  Vicdani özgürlüğe dayanmalı ve dışarıdan gelen bir zorlamaya kapalı olmalıdır ki özgürce görev yapabilsin.
  • Basın faaliyetlerinin sert kanunlarla aşırı kısıtlanması basın özgürlüğünü yok eder. Dolayısıyla basının gücünü kötüye kullanmasının önleyebilecek en önemli mekanizma basının kendi kendini özdenetimden geçirmesinde yatmaktadır.
  • Totaliter rejimlerde basının görevi rejime hizmet etmek iken demokratik rejimlerde dördüncü kuvvet (halk adına iktidarı elinde bulunduranları denetleme) olma özelliğini yerine getirir. Böylesine önemli bir görevi yerine getiren gazetecilerinde toplumsal bir sorumluluk üstlenmeleri gerekmektedir.
  • Basın ahlakı basın özgürlüğünü koruyabilmek ve sürdürebilmek için var olması gereken bir ahlak anlayışıdır.
  • Basın özgürlüğü kötüye kullanılmaya başlandığında devlet basın üzerindeki denetimini artırmaya başlayacaktır. Basın ahlakı uygulandığında ayrıca devletin sert yasalar çıkararak lüzumsuz müdahalesinin de önüne geçecek bir olgudur.

Basın Ahlak Kurallarının Kaynakları

Basında meslek ilkeleri çeşitli uygulamaların ortaya koyduğu deneyimler ve yorumlamalardan sonra şekillenir. Belli bir ülkede konulmuş basın ahlak kuralları o ülkenin değer yargılarını gözönünde bulundurmak zorundadır. Başlıca kaynaklar:

a)      Mesleki Gelenek

b)      Mahkeme Kararları

c)      Basın Şeref Divanlar/Basın Konseyleri Kararları

Basında Özedenetimin Yararları

a)      Mesleki ayrıcalıkların kötüye kullanılmasını engeller ve mesleğin saygısını korur. Basın özgürlüğünün en büyük kaynağı kamuoyudur.

b)      İktidarın basın üzerine yapabileceği müdahale sebeplerini ortadan kaldırır.

c)      Mevcut yasaların varsa boşluklarını doldurur.

Basın Ahlak Kurallarını Kim Uygular?

a)      Gönüllü Rıza İle Kurulan Kuruluşlar:

  • 1953 yılında kurulan İngiliz Basın Konseyi başarılı bir örnektir. Bu kuruluşlar ya önceden soyut olarak ilkeleri saptarlar veya zamanla somut olaylarda ortaya çıkan sonuçları ilkeleştirirler.
  • Basın divanları daha çok meslek mensuplarının gelen şikayetlere göre disipline edilmesi ile bilinirken basın konseyleri hem meslek mensuplarının disipline edilmesi hemde onların 3. kişilere karşı korunmasını (hükümet, güçlü şirket vb) üstlenirler.
  • 1960 yılında kurulan ve 1968 yılında fiilen sona eren Basın Şeref Divanı’da sadece meslektaşlarının disipline edilmesi üzerine kurulmuştur.
  • Yine bu kuruluşlar sadece meslek mensuplarını bünyesinde barındıran ve üyeleri arasında basın dışı kuruluşlardan olanlar olmak üzere ikiye ayrılır. Türkiye-de gerek basın şeref divanı (1960-1968) gerekse 1988 tarihinde kurulan basın konseyi ikinci kategoridedir.
  • Bu kuruluşların gönüllü olmaları; gerek basın özgürlüğü kavramına daha uygun olmaları, gerekse ihtiyari olduklarından mensuplarınca kolayca benimsenmelerine ve yetkilerinin kolaylıkla kabul edilmesine sebep olmaktadır.
  • Gönüllü kuruluşların hukuki yaptırımı olmadığı için yapabildiği tek şey teşhir etmekten ibarettir.

b) Kanuna Dayanan ve Kanundan Kaynaklanan Yaptırımları Uygulayan Zorunlu Kuruluşlar:

  • Bu kuruluşların yaptırımları yasaya dayanır. Dolayısıyla etkili müeyyidelere sahiptirler. Bu durum kararlara uyma eğilimini güçlendirir.
  • Ancak bu durum bu tür kuruluşların farklı amaçlarla ele geçirilmesini ve basın özgürlüğünün kısıtlanmasına neden olabilir. (Basın odaları, basın birlikleri)
  • Siyasal iktidarın basın üzerindeki vesayetine dönüşebilir.

FİNAL

Basında Liberal Kuram

  • Ortaçağ sonrasında burjuvazinin gelişimi ile birlikte bilimsel, toplumsal, ekonomik, siyasi ve dini alanda meydana gelen değişim ile birlikte liberalizm kavramı da ortaya çıkmıştır.
  • Liberal görüşe göre birey kendi kazancını artırmak isterken kaçınılmaz olarak toplumsal refahı da olumlu biçimde etkileyerek artırır.
  • Basında liberal kuram içinde Aydınlanma Felsefesinin dünya görüşünü barındırmaktadır.
  • Birey ve onun aklı liberal kuramın en önemli iki dayanak noktasıdır.
  • İnsan akıllı kararlar verebilir ve bunun için özgür bir toplumda özgürce çalışarak yeterli bilgiyi üreten basın bulunmalıdır.
  • Negatif/pasif özgürlük ortaya koyar.
  • Özgür bir Pazar ortamında doğru olan mücadeleden galip ayrılacağına göre halk için özgür bir basın herhangi bir şekilde denetlenen basından daha yararlıdır.
  • 17 yy’dan 1940’lı yılların başına kadar etkinliğini sürdürmüştür.
  • Anglosakson dünya görüşünü yansıtır.

 

Basında Toplumsal Sorumluluk Kuramı

 

  • Liberal görüşe ABD’den gelen eleştirel yaklaşım sonucu ortaya çıkmıştır.
  • Aralık 1942’de ABD’de Britannica ansiklopedisi müdürler toplantısında Chicago ünv. Rektörü R.M Hutchins’e Amerika basını hakkında inceleme yapması görevi veriliyor. Böylece Hutchins komisyonu adıyla da bilinen “Basın Özgürlüğü komisyonu” ortaya çıkıyor. 27 Mart 1947’de “Özgür ve Sorumlu Basın” adıyla rapor yayınlanıyor.
  • Bu rapor ABD medyasında toplumsal sorumluluk kuramını ortaya çıkartmıştır.
  • Özgür ve Sorumlu Bir Basın başlıklı raporda basının 3 nedenden dolayı tehlikede olduğu vurgulanmaktaydı:

–          Çağdaş dünyada basının önemi ve etkinliği artmaktadır.

–          Basını elide bulunduran az sayıdaki işletmeci toplumun gereksinimlerine yanıt verecek hizmeti üretememektedirler.

–          Bunların bazıları hükümet tarafından yapılacak düzenleme ve denetim mekanizmasını gerektirecek ölçüde kamu tarafından kınanan uygulamalar sergilemektedirler.

  • Kamunun bilme hakkı kavramı da toplumsal sorumluluk kuramını tamamlayan bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Bu kavram AP genel müdürü Kent Kooper tarafından 1945’de ortaya konulmuştur.
  • Kamunun bilme hakkı kavramı: Basın kişilerin haklarını devrettikleri ve onların yerine yönetenleri bekçi köpeği olarak izleyerek demokraside yasama, yürütme ve yargı yanında dördüncü bir güç olarak görev yapan vekil durumundadır.
  • Basın kamu adına elinde bulundurduğu dördüncü gücü onun refahında kullanmak durumundadır.
  • Savaş sonrası dönemde demokrasi bilincinin daha köklü bir biçimde yerleşmesiyle batıda ortaya çıkan bir toplumsal iletişim modelidir.
  • Liberal kuram; basının elinde bulundurduğu gücü kendi çıkarları doğrultusunda kullanması, büyük iş sahiplerine boyun eğmesi, içerik açısından önemli olaylar yerine sansasyonel haberlere önem vermesi, gereksiz yere kişilerin özel yaşamların ihlal etmesi,
Liberal Kuram Toplumsal Sorumluluk Kuramı
  • Anglosakson dünya görüşünü yansıtır.

 

  • Anglo-Amerikan dünya görüşünü yansıtır.

 

  • Liberal kuramda gazetecinin topluma doğruları aktarmak gibi bir görevi yoktur. Okuyucu akıl yoluyla doğruyu zaten bulur.

 

  • Gazetecinin görevi topluma doğruları aktarmaktır.

 

  • Böyle bir amaç yoktur.

 

  • Toplumun gereksinimleri ve çıkarları doğrultusunda hareket edilmesi koşuluyla basın özgürlüğü vardır.
  • Anlatım özgürlüğü mutlak bir haktır.
  • Anlatım özgürlüğü diğer insanların diğer insanların kendi özel yaşamları konusunda sahip oldukları hakları ihlal etmemekle sınırlıdır.
  • Gazeteciye toplumsal veya mesleksel açıdan sorumluluk yüklemez
  • Gazeteciye okuyucudan daha çok sorumluluk yükler.

Özgürlük Açısından

  • Negatif/Pasif Özgürlük (Hükümetin basına müdahale etmemesi özgürlük için yeterli bir güvencedir)
  • Bir şeyden bağımsız olmak.
  • Kişinin kendi kaderini belirlemesi için onun özgür olması yeterlidir.

Özgürlük Açısından

  • Pozitif/Aktif Özgürlük (Amaçlanan hedefe ulaşmak için gerekli araçların sağlanması)
  • Bir şey için bağımsız olmak
  • Bireyin kendisine tanınmış özgürlüğü kullanabilmesi için gerekli alt yapıların oluşması gerekir.
  • 1961 ve 82 anayasaları basında toplumsal sorumluluk kuramına uygun olarak pozitif özgürlük anlayışına uygun maddeler var.
  • Hutchins komisyonuna göre çağdaş bir toplumda basının yerine getirmesi beklenen görevler;

–          Günün haberlerini doğru ve geniş olarak ortaya koymalıdır.

–          Düşünce ve yorumların alışverişini sağlayan bir alana görevi görmelidir.

–          Toplumda yer alan grupların düşünce ve görüşlerini başkalarına yansıtan bir aracı olmalıdır.

–          Toplumun amaç ve değerlerini açıklayan bir sistem olmalıdır.

–          Toplumun her üyesine ulaşan bir yol olmalıdır.

Liberal Kuram ve Toplumsal Sorumluluk Kuramı Farkları

 

1961 Anayasası 22 madde 2. bendi: “Devlet basın ve haber alma hürriyetini sağlayacak tedbirleri alır.”

1982 Anayasası 28. madde 3. bendi: “Devlet basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.”

1948 Tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 19 madde: Düşünce ve ifade özgürlüğü ile bilgi ve fikir edinme ve bildirme hak ve özgürlüğünün engellenemeyeceği.

TÜRK BASININDA BASIN AHLAKI  İLE İLGİLİ YASAL GİRİŞİMLER

Cumhuriyet Öncesi Dönem

 

Matbaalar Nizamnamesi (1857): Basın faaliyetlerinin özellikle 1853 Kırım savaşı ile artmaya başlaması. 1908 yılına kadar yürürlükte kalmıştır. Basımevi açmak ve işletmek belirli prosedürlere bağlıdır. Bu dönemde iki gazete vardır ve devletin kontrolünde yayın yapmaktadırlar. Bu nizamname asıl Osmanlı’da yayın yapan yabancı gazeteler için çıkartılmıştır. Böylece yönetim aleyhtarı bu gazeteler kontrol altına alınmak istenmiştir.

Ceza Kanununa Yayın İle İlgili İlave Maddeler (1858): Mevcut ceza kanununa asılsız suçlamalar, adaba aykırı ve Osmanlı içindeki milletler aleyhine yayınları cezalandıran maddeler eklenmiştir. (138,139,213ncü maddeler) Basın etkinliklerini denetim altına alarak yasaklamalar getirir.

Matbuat Nizamnamesi (1864): 1862-1864 ilk Türkçe gazetelerinin ortaya çıkması ile böyle bir uygulamaya gidiliyor. Basına ilişkin ilk metindir. Fransız basın yasası örnek alınarak çıkartılmıştır. Basını sıkı bir idari ve cezai rejime tabi tutmuştur.  1909 yılına kadar yürürlükte kalmıştır. Hapis cezası olan hükümleri mevcuttur. 24 ve 26. (yalan haber) maddeler (para cezası ve hapis)

Kararname-i Ali (1867): Namık Kemal’in Şark Meselesi adlı makalesi çıkmasında etkili olmuştur. Sadrazam Ali Paşa tarafından yayımlanmıştır. Ülkenin genel çıkarları gerektirdiğinde yürürlükteki basın yasasından bağımsız olarak doğrudan doğruya gazeteler hakkında kavuşturma ve hükümete gazete kapatma imkanı getirilmiştir. 1908’e kadar yürürlükte kamıştır. Başlangıcında basın alanında ahlaki iyileştirmeyi hedeflediği yazar.

I.Meşrutiyet ve Kanuni Esasi: 1876 yılında II. Abdülhamit tarafından ilan edilmiştir. 12. maddesi “Matbuat kanun dairesinde serbesttir” . 1878 yılında askıya alınıştır.(Anayasanın 113. maddesi)

II. Meşrutiyet: 1908 yılında ilan edilince Kanuni Esasinin 12.maddesi değiştirilmiş ve “matbuat kanun dairesinde serbesttir. Hiçbir veçhile kablettabı teftiş ve muayeneye tabi tutulamaz” hükmü getirilmiştir.

1909 Matbuat Kanunu: Çeşitli cezai yaptırımlar var. (19. madde) 1931’e kadar yürürlükte kalmıştır. 1913 tarihli geçici yasa ile edep ve ahlak kurallarına aykırı yazı ve resimlerin toplatılması eklenmiştir. II. Meşrutiyet döneminin Abdülhamit dönemimden farkı yok gibidir. İlk gazeteci cinayetleri ortaya çıkmaya başlamıştır.

Osmanlı matbuat cemiyetinin temelleri 1908’de atılır ve 1917’de ilk kongreyi gerçekleştirirler. 1935 de Atatürk’ün isteği ile adı Basın Kurumu olarak değiştirilir.

 

Cumhuriyet Sonrası Dönem

  • 1928 harf devrimi basının yeni bir biçim almasına sebep olmuştur.
  • 1909 tarihli basın kanunu üzerinde değişiklikler olmasına karşın yürürlükte kalmıştır.
  • 4 Mart 1925’de çıkartılan Takrir-i Sükun kanunu hükümete doğrudan doğruya basın üzerinde etkili olma yetkisi tanımıştır. Recep Peker Şeyh Sait isyanının sebebi olarak İstanbul basınını göstermiştir. Yayın ve telkinleriyle isyanın çıkmasına sebep olduklarını ileri sürmüştür.
  • Takrir-i Sükun Kanunu’nun birinci maddesi hükümete gazete kapatma ve ilgilileri istiklal mahkemesine gönderme yetkisi tanımıştır.
  • 20 Nisan 1924 tarihli anayasanın (teşkilat-ı esasiye) 77 .maddesine göre “matbuat kanun dairesinde serbesttir ve neşir edilmeden evvel teftiş ve muayeneye tabi tutulamaz” Bu şekilde basının sansür edilemeyeceği anayasal garanti altına alınmıştır.
  • Ancak takrir-i sükun kanunu ve istiklal mahkemeleri basını olumlu yönde etkilememişlerdir.,
  • 1931 tarihli basın yasası özgür bir basın oluşturulması yönündeki beklentileri boşa çıkartmıştır. 50. maddesi ile bakanlar kurulu kararı ile gazete kapatma yetkisi verilmiştir.
  • 1938 yılında basın kanununa eklenen değişiklikler ile basın özgürlükleri daha da kısıtlanmıştır. Buna göre siyasi nitelikli gazete ve dergi çıkartmak para depo etme şartına bağlanmış ve beyanname sistemi yerini ruhsatname sistemine bırakmıştır.
  • Birinci Türk Basın kongresi 25 Mayıs 1935
  • Basın Birliği 27 Haziran 1938
  • Gazeteciler Cemiyeti 10 Haziran 1946
  • Basın yasası 1950-  (1960 tarih ve 143 sayılı yasa ile bazı maddeleri değişti)
  • 1954 yılında çıkan 6334 sayılı “neşir yoluyla veya radyo ile işlenecek bazı cürümler hakkında kanun”
  • Basın Şeref Divanı 19 Ağustos 1960
  • 1961 Basın ilan kurumu kuruldu.
  • 14 Şubat 1972 Gazetecilerin Basın Ahlak Kuralları Gazeteciler Cemiyeti Genel kurulunca kabul edildi.
  • 21 Aralık 1975 II. Türk Basın Kurultayı
  • 6 Şubat 1988 Basın konseyi kurulmuştur.

–          Birinci Türk Basın Kongresi (25 Mayıs 1935):

  • Ülkede basın alanında gazetecilerin ilk örgütlenme etkinliklerinin göstergesidir.
  • Ancak oluşum kendiliğinden gerçekleşmemiş, Matbuat Umum Müdürlüğü’nün teşkilat kanunu gereğince Matbuat Kongreleri toplamakla yükümlü olması ve Atatürk’ün direktifi ile “Türk basının yakından ilgilendiren belirli işleri incelemek, gerekli kararları almak ve düzenlemek düşüncesiyle” toplanmıştır. 117 katılım var.
  • Kongrenin amaçları

–          Basın ile basın genel direktörlüğü arasında iş birliği elde edilmesi için elbirliği ile çalışmak

–          Türk basınının kültür yayma ödevlerini daha iyi görebilmesi için üzerinde yürünülmesi gereken yolları tayin etmek.

–          Gazetecilik mesleğinin ve gazetecilerin ilerleme ve yükselme yollarını araştırmak

–          Basın birliği’ni kurmak.

  • Basın birliği kurmakta amaç gazetecilik etkinliklerini tek el altında toplamak ve denetlemek
  • Hükümet tarafından yönlendirilen zorunlu bir meslek örgütünün kurulmasına karar verilmiştir.

–          Basın Birliği

  • Birinci basın kongresinde alınan karar gereğince gazetecilerin zorunlu bir otoriteye bağlanmaları kararının sonucu olarak 27 Haziran 1938 tarihinde kurulmuştur.
  • Gazeteciliğin esaslı bir meslek haline gelmesinde ilk adım atılmıştır.
  • Gazete ve dergi sahipleri ile yazı, haber, resim, fotoğraf ve düzeltme işlerinde ücretli sürekli ve düzenli bir biçimde çalışarak bu meslek edinenler bu birliğe üye olmak zorundaydı.
  • Yapılan eleştiriler:

–          1938-1946 arası basın üzerindeki baskılar yoğunlaştırılmıştır.

–          Basın birliği kurumu yasadan kaynaklanan yaptırım gücünü elinde bulundurmaktaydı. Demokratik rejimlerde bu tür kurumların sahip olması gereken özellikleri taşımamaktaydı.

–          Meslekten uzaklaştırma cezaları verilebiliyordu.

–          Gazetecilerin bağımsız ve hür çalışmalarının önünde engeldi.

–          Batı demokrasilerini ifade eden müttefikler 2. dünya savaşını kazanınca basın birliği kaldırıldı.

–          Gazeteciler Cemiyeti

  • Basın birliğinin kaldırılmasına (1946)  müteakip gazeteciler meslek kuruluşunun devamı için Sedat Simavi’nin etrafında kenetlendiler. 10 Haziran 1946’da Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
  • Sedat Simavi, S. Galip Savcı, Cihat Baban, Hayri Alpar, Sait Kesler kurucuları.
  • Böylece yasa ile kaldırılan basın birliğinin varlıklarına el konulması önlenmek istendi.
  • Yine 1931 tarihli basın yasasının 50. maddesi değiştirilerek gazete kapatma kararının hükümet yerine bağımsız mahkemelerce mümkün olabileceğine ilişkin hüküm getirilmiştir. (13 Haziran 1946)
  • Cemiyetin Amacı:

–          Gazetecilik mesleğini ve mesleğin gelenekler ile ahlak ilkelerini korumak

–          İletişim ve düşünce açıklama özgürlüğünü savunmak

–          Gazetecileri meslekleri içerisinde maddi ve manevi yönde ilerletmek.

  • Cemiyetin amacını gerçekleştirmek için yaptığı çalışmalar

–          Gazetecilik mesleğini temsil eder

–          Üyelerine yardım sağlar

–          Gazeteciler arasında yakınlaşma sağlar

–          Mesleği ilgilendiren sorunların çözümü için çaba harcar

–          Üyelerinin sağlık ve geleceği için tesis, vakıf, yardım sandığı vb kurar.

–          Kamuoyunu aydınlatmak ve ülkeyi tanıtmak için gezi, konferans vb düzenler, katılır.

–          Mesleğin onur ve saygınlığı ile bağdaşmayan yayınlarla ilgili üyelerini uyarır.

–          Üyelerinden çalışan ve çalıştıranları meslek dayanışması çerçevesinde uzlaştırır.

–          Bağış kabul eder.

  • 1993 tarihinde başına Türkiye kelimesi ilave edilmiş ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti adını almıştır.
  • 12 Haziran 1945’de çok partili rejime geçiş kararı verildi. Dörtlü Takrir: DP kurucuları olan Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan, Fuat Köprülü. 7 Ocak 1946’da DP kuruldu. Aynı yıl seçimler yapıldı. Açık oy-gizli tasnif.
  • DP 1950’de tek başına iktidar oldu.

–          1950-1960 Arası DP Basın İlişkileri

 

  • 1945 şubatında ABD Basın Özgürlüğü komisyonu Türkiye’ye gelmiş ve “basın özgürlüğü” kavramı Türkiye’de konuşulmaya başlamıştır. Komisyon basın özgürlüğünün barış anlaşmalarında önemli bir şart olacağını belirtmiş ancak basının sansüre meydan vermemek için bir otokontrol sistemine sahip olması gerektiğini belirtmiştir.
  • DP İktidara gelice 1950 tarihinde Basın yasası çıkmıştır.
  • 1954 yılında gazete ve gazeteciler hakkında ağır hükümler içeren 6334 sayılı “neşir yoluyla veya radyo ile işlenecek bazı cürümler hakkında kanun” çıkmıştır.
  • 6334 sayılı yasa ile gazetecilerin elinden ispat hakkı alınmıştır. 1961 anayasasında ispat hakkı güvenceye alındı. 1982 anayasasında korundu.
  • 6334 sayılı yasa suç sayılabilecek bir yazı çıktığında savcılara direk soruşturma imkanı vermektedir. Şikayet olmasa da
  • Bu yasa ile basının üzerindeki baskı artırılmıştır. 1960’da kaldırıldı.
  • 1954 yılında Hüseyin Cahit Yalçın’ın tutuklanması basın ile DP arasındaki gerginliği en üst seviyeye çıkarttı.
  • Kurulan tahkikat komisyonuyla muhalefet ve basın kontrol altına alınmaya çalışılmıştır.
  • 1960 darbesi sonrası 1950 tarihli basın yasasının antidemokratik hükümlerini kaldıran 1960 tarih ve 143 sayı yasa çıkmıştır.

–          Basın Şeref Divanı 19 Ağustos 1960

  • Türkiye’de basının kendi kendini denetim anlamında ilk ortaya çıkan kurum Basın Şeref Divanı’dır.
  • Basın birliği gibi zorunlu bir meslek kuruluşu değildir. Gönüllü bir meslek kuruluşudur.
  • 27 Mayıs 1960 ihtilali sonrasında basın üzerindeki baskıların artık hükümetler tarafından uygulanmaması ve o dönemde devrik iktidar sahiplerine karşı yapılan ve eleştiri sınırlarını zorlayan haksız suçlamaların önünün kesilmesi amacıyla oluşturulmuştur.
  • İsveç basın konseyi örnek alınarak basın ahlak yasası oluşturulmuştur.
  • Gazete sahipleri Basın Şeref Divanı Taahhütnamesi imzalamışlardır.
  • Divan on üyeden oluşur. 7 meslek erbabı, 1 İst. ün. prof-senatoca,1 ist. barosunca av, 1 istanbul’un en kıdemli ceza hakimi
  • Başarısızlık nedenleri:

–          Geleneksel oluşumun getirdiği alt yapı eksiliği, basın kültürünün oluşmaması

–          Basın mensuplarını denetlemek için kurulmuş, onların haklarını koruyacak mekanizma getirememiş dolayısıyla tam benimsenmemiştir.

–          Yaptırım teşhir etmekten ibaret olduğu için caydırıcı olmamıştır.

–           1961 tarihli Basın İlan Kurumu Kanununda basın şeref divanınca verilecek kararlar sebebiyle kınanan gazetelerin resmi ilan almasının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Ancak bu gazeteler taahhütnamelerini geri çekip dava açtı ve kazandılar.

–          Basın Konseyi (6 Şubat 1988)

  • Konseye katılım zorunlu değil, gönüllülük esaslıdır.
  • Basın meslek ilkeleri ve basın konseyi sözleşmesi vardır.
  • Amacı:

–          Halkın gerçekleri öğrenme hakkını savunmak,

–          Basın özgürlüğünü artırmak

–          Özgür ve demokratik bir ülkede basının yerine getirmesi görevleri uygulamaya koymak hedeflenmektedir.

  • Basın Şeref Divanının kuruluşunda MBK etkin olması, doğrudan taahhütname vermeyenleri de cezalandırması düşünüldüğünde basın konseyi daha özgürlükçüdür.
  • Bası konseyi üyeler kurulu, temsilciler kurulu ve basın konseyi yüksek kurulu vardı.

–          Ombudsman (Okur Temsilcisi)

  • Kamu yönetiminde akla gelebilecek her tür kurum ve kuruluşun veya onların mensuplarının tasarruflarından şikayetçi gerçek veya tüzel kişilerin başvurularını kabul ederek soruşturma yapma, düzeltici işlem önerme ve rapor hazırlama yetkisine sahip bağımsız kişi ya da kurul.
  • Basında özdenetim işlevini yerine getiren bir kurumdur.
  • Kurum olarak ilk defa 1809 İsveç anayasasında var.
  • Osmanlı baş kadı.-kazasker
  • Türkiye’de 1980’lerin başında Hürriyette emre kongar ve Seyfettin Turan bunu yaptı.
  • 1999’da milliyette okur temsilcisi sayfası kuruldu.
  • Amaç ve işlevleri:

–          Ürün kalite kontrol işlevi görmektedir.

–          Gazete editoryal yönetimi ve muhabirliği okur temsilcisi sebebiyle meslek etiği sınırları içinde kalmaya gayret gösterirler.

–          Okurlar kendilerinin ciddiye alındığını görüyor. Okur gazeteye bağlanıyor.

  • Dünya basınında 1- ABD  2- İsveç basını ombudsmanlık uygulaması örneği var.
  • İsveç modelinde; ombudsmanı parlemento+barolar birliği+basın konseyi atar, maaşını yayıncılar derneği öder. Basın yasaları yoktur.
  • ABD modelinde ise kurum dışından değil kurumun içinden birini gazete sahibi atar. Maaşını gazete öder…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir