Fakültemizden Uğur Dündar Geçti

“Usta” ya da “Araştırmacı” gazeteci, Uğur Dündar’a en çok atfedilen iki unvan. Böyle kallavi iki unvanına sahip Uğur Dündar İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesine söyleşi için geldi. Geldi ama ne geliş. Aslında onun gelişinde problem yok. Onu karşılayanlar da problem var.

Uğur Dündar’ın geleceğini duyan Fakülte öğrencilerimizin çoğu salona doluşmuştu. Doluşmuştu diyorum dört yıldır İletişim Fakültesi öğrencisiyim ve o salonda birçok konuğu dinleme fırsatım oldu ama böyle kalabalık, böyle doluşma, böyle balık istifi durum ile karşılaşmadım.

Bu arada doluşan kalabalığında %60 bayan öğrencilerimizden oluşuyordu garip bir şekilde. Normalde onları hep fakülte bahçemizde görürdümJ. Neyse bizde o balık istifi duruma dâhil olmamak için kürsünün hemen dibindeki basamaklarda yerimizi aldık.

Uğurcuğum ile göz gözeyiz anlayacağınız. Eğer adama garezim olsa iki yumurta atıp İtalyan takımını mahvedecek kadar yakınım:).

Durum izahından sonra duayen-usta-araştırmacı gazetecimiz Uğur Dündar salona girdi. Girdi ama ne giriş aman Allahım ortalık yıkılıyor. Aslında adamın girişinde problem yok, problem bizim fakültenin yeni yetme-ikon can öğrencilerinde.

Sanki içeriye Tarkan girmiş gibi, ikon can-saf kızlarımız çığlık atmaya başladılar ama ne çığlık ortalık yıkılıyor ben tırstım bir an dedim bu salon bu gürültüyü kaldırmaz tavan çöker ama şükür bir sıkıntı çıkmadı.

Dedim ya ne oluyor durun, o bir gazeteci, adam bize mesleki tecrübelerini anlatacak, adamı bir oturtalım sonra yıkama yağlama yaparsınız. Sanki adam süper star. “Tabi bunları içimden söylüyorum” durumdan vazife çıkaranlar olmasın diye:).

Neyse ki Sayın Dündar duruma müdahale ederek; yıkama yağlamaya, alkışa, çığlığa, böğürmeye daha fazla tahammül edemedi ve söyleşiye başladı.

Uğur Dündar ve Haberciliği

Uğur Dündar’ı Uğur Dündar yapan habercilik anlayışından ve meslek hayatında nasıl bir habercilik anlayışı içinde olduklarından ve hangi olaylar üzerine nasıl gittiklerinden bahsetti. Tabi bunları söylerken Arena ekibi olarak nasıl bir yol izlediklerini çeteler-mafya-suç şebekeleri gibi yasa dışı oluşumlar ile ilgili habercilik anlayışı üzerinde sıkça durdu. Burada en çok üzerinde durduğu konulardan biride “Susurluk Kazası” ve orada yaptıkları habercilikti.

Uğur Dündar’a Göre Gazeteciliğin Geleceği ve Yeni Medya Düzeni

Dündar’a göre “Türkiye’de son basılı gazete 2036 da yayınlanacak. Yani basılı gazete miladını 2036 da dolduracak”. Basılı gazete Dündar’a göre bu tarihe kadar aralıksız yayınlanacak ama etkisi git gide düşecek. Gelecekte internet ve sosyal medya bilginin ve haberin paylaşılmasında önemli bir rolü üstenecek ve değerini git gide katlayacak.

Dündar’a göre medya organizasyonu içinde de farklı bir dönüşüm olacak. Medya sadece medya patronlarını işi olacak. Holding patronları medya patronu olarak işlerini sürdüremeyecek. Gazetecilik sadece medya patronlarının mesleği gazetecilik olanların işi olacak.

Dündar, televizyonun önemini hep koruyacağını sadece formatını değişeceğini hatta 2012 yılında televizyon izleme oranları rekor kıracağını söyledi.

Medya ve Kalkanları

Medyanın kalkanını kırıp da halka yansımayan haber türleri hangileridir? Ve buradaki kalkanın kumandası kimde? Şeklindeki bir soruya ise kısa ve net bir cevap verdi. Dündar a göre ; “siyasi iktidarın istemediği hiçbir şey medya kalkanını aşıp ta halka yansıyamaz”

Dündar’a “Meslek hayatında onu rahatsız eden ya da yapmış olduğu bir haberden pişmanlık duyduğu bir durum odlumu? Şeklindeki bir soruya; Ben hiç kimsenin adamı olmadım, kumaşımın üstüne hiçbir zaman marka giymedim. Dolayısı ile yaptığım bütün işlerin-haberlerin karşısında şu duvara yatak çizer yatarım, yani o kadar rahatım” şeklinde ifade etti.

Uğur Dündar fakültemizden geldi ve geçti. Geriye çığlık atan-böğüren kızlar ile birlikte Uğur Dündar gibi bir duayenin paylaşımları kaldı.

Son olarak öğrencilerden birinin sorusu kaldı. Öğrenci bekledi bekledi ve sonunda Uğur Dündar’ı ve o kalabalığı kızdırmayı başardı.

Nasıl mı?

Bir soru ile ; “ Sayın Uğur Dündar yapmış olduğunuz bir haber var bu haber namaz kılan çocukların görüntüleri eşliğinde sizin tarafınızdan verildi” diyerek Dündar’ın yapmış olduğu haberin aynısını okudu ve sorusunu sordu. Uğur Dündar biraz gergin bir şekilde soruya kendince cevap verdi.

Son sözü şuydu “Dini sizden öğrenecek değilim, benim dedem müftüydü”

Allah kabul etsin Sayın Dündar, paylaşımlarınız için teşekkürler:)…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir