Gençlik, Potansiyel ve Kendimizi Keşfetme Yolculuğu

İnsan hayatı boyunca farklı aşamalardan geçerek yaşar. Bu aşamalar sırası ile doğum, gelişim, olgunluk, yaşlılık ve ölüm. Bu aşamalar genel olarak herkes için kaçınılmazdır. Bu doğrultuda baktığımız zaman hiç kimsenin birbirinden farkı yoktur. Fakat bazı insanlar bulunduğu dönemler itibari bu aşamaları öyle kullanır ki bir anda kendilerini akranlarından farklı kılar. Peki bu insanları çevresinden farklı kılan, onları bu aşamalarda bir şeyler ortaya koymaya iten sebep nedir.

Bu yazımızda benimde içerisinde bulunduğum gençlik-gelişim dönemini ve potansiyelimizin değerlendirilmesini elimizden geldiğince ele almaya çalışacağım. İlk olarak gençliğin tanımını yaparak işe başlayalım. Gençlik dediğimiz kavram bizlere neyi ifade ediyor.

Gençlik; bedensel, tinsel ve zihinsel olgunluğa geçiş çağıdır. Gençlik döneminin en belirgin özelliği, kişinin olgunlaşmasıdır. Gençlik dönemine adımını atan insan, kız olsun erkek olsun artık fiziksel gücünün, yetenek ve olanaklarının bilincindedir. Ancak o güne değin onlardan gerçek anlamda yeterince yararlanmamış, bunları etkin biçimde kullanmamıştır. Hep prova yapmış, gerçek bir oyunda seyirci karşısına hiç çıkmamıştır. Bu provalar onun sahneye çıkmadan önceki son hazırlıklarıdır.

Duruma şöyle baktığımız zaman bu prova diye tabir ettiğimiz yaşanmışlıklar, denemeler, paylaşılmışlıklar gençlerin potansiyelinin farkına varma ve kendini keşfetme sürecidir. Eğer genç istekli ve hırslı olursa kendini kanıtlayarak, varlığını göstererek, sahnede yerini alabilir.

O güne değin oyunu devamlı olarak perde kenarından, kuliste, oyuncuların arasında izlemiş, oyunda olmayan fakat bütün bu süreçte nerde olması gerektiğini, hayatın neresinde olması gerektiğini hep sorgulayan ve ona göre hareket eden genç, potansiyelini keşfederek, kendisini ortaya koymalı ve buna göre hareket etmelidir.

Pekiyi o zaman, nedir gençlik?

Gençliği bir duygu, durum ve his karmaşası içinde tanımlarsak: “Geçlik bir his, duygu, düşünce durumudur. Gençlik, aktif, dinamik algılayıştır. Gençlik, açlık, saflık, netlikleriyle dürüstlük aynalarıdır. Gençlik, giydirilmiş adetlerin, bindirilmiş törelerin, uydurulmuş hikâyelerin kabul görmediği yerdir. Gençlik, bastırılmaması gereken bir olgudur. Gençlik, kendini tanımanın ve gerçekleştirmenin heyecanlı yarışıdır. Gençlik, bir yaşam biçimidir.

Goethe “Gençler bilse, erişkinler yapabilse” der. Bütün sorun yaşı küçük gençlerle, yaşı büyük gençleri bir araya getirmek ve işbirliği içinde sinerji yaratmalarını sağlamak. İşin sırrı burada galiba…

Gençleri çok iyi tanıyan ve hep genç kalan ATATÜRK, gençlerin enerjisini bakın nasıl ateşliyor; “Sizler yani Yeni Türkiye’nin genç evlatları, yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Zira dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla yorulmazlar.”

Gençliği biraz olsun inceledik, peki potansiyelin kelime anlamı ne? tek cümle ile “Potansiyel”: Varlığı, gücü ortaya çıkmamış olan, gizil.

Bütün bu tanımlamalar ve betimlemeler ışığında gençlik kesinlikle yaşanılması gereken bir dönem. Bunda hepimiz hem fikiriz. Peki bu yaşanılası-yaşanılması gereken bu dönemi gençler olarak hangi ölçütler çerçevesinde değerlendirmeliyiz?

Benim de içinde bulunduğum gençliğin bir kimlik bunalımı olduğunu biliyorum. Kimileri bizlere kayıp jenerasyon, kimliksiz jenerasyon diye tanımlıyor. Ya da “Dövüş Kulübü”nde olduğu gibi onlara tarihin ortanca çocukları deniliyordu. Bizlere de, o felsefeden yola çıkarsak tarihin sonuncu çocukları denile bilir. Ne yapmamız neye yönelmemiz gerektiğini tam anlamayan, potansiyelinin farkına varamayan, kendisini keşfetme yolculuğuna bir türlü çıkamayan bir gençlik.

Bu benimde içinde bulunduğum bu gençliğin kurtuluşunu ben naçizane şöyle görüyorum. Eğer bizim gençliğimiz kendini keşfetme yolculuğunu erken başlarsa, kendini doğru yerde konumlandırırsa, bulunduğu yeri ve gideceği hedefi net olarak belirlerse bu gençlik kurtuluşun anahtarını temsil edecek. Bu süreç elbette kolay olmayacak bu süreci genç bütün o kısır döngülerden, virüs gibi yayılan içi boş ideolojilerden, bohem içindeki hayatlardan kurtararak yapacak.

Bunları yapmaya başlamanın en temel yolu kanımca kendini tanıma ile başlıyor. “Ben kendimi tanırsam yapacağımı ve yapabileceğimi ancak bilebilirim”. Bu düstur içerisinde bizler kendimizi tanıma yolculuğuna bir an önce başlamalı, potansiyelimizi keşfetmeli, denemeleri çok hızlı bir şekilde geçekleştirmeli gençliğin potansiyelini ortaya koymalıyız.

Bu sıra dışı yolculuğa geç başlayıp erken yola alanlardan biri olarak gördüğüm için kendimi, biraz olsun seviniyorum. Çevremizde bizim gibi düşünen ve bu kendini tanıma yolculuğunda bir şeyler yapmak isteyen arkadaşlarım ile olduğum içinde kendimi çok şanslı hissediyorum.

Geç başladık bari erken yol alalım…

İyi okumalar…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir