Medya Okuryazarlığı ve İletişim Fakülteleri

Yaklaşık 10 yıl önce Türkiye’nin gündemine gelen ve 10 yıldır üzerinde tartışılan bir program Medya Okur Yazarlığı. Bu eğitim programının üzerinde son 5 yıldır çok daha fazla duruluyor.

Bu kadar üzerinde tartışılıyor olması aslında çözüme yakın olunduğunun da göstergesi. Medya Okur Yazarlığının eğitim müfredatına konulması ve okullarda ders olarak verilmesi için son yıllarda farklı çalışmalar yapılmakta.

Bu kapsamda Üniversitelerin iletişim fakültelerine formasyon eğitimi verilerek Medya Okur Yazarlığı eğitiminin iletişim fakültelerinden mezun olmuş formasyonunu tamamlamış donanımlı kişilerce verilmesi düşünülüyor.

Düşünülüyor diyorum henüz bu konuda bir karar alınmış değil ve iletişim fakültelerinde bu alan ile ilgili henüz mezun vermiş de değil.

Konumuza dönecek olursak, Medya Okur Yazarlığının en çok tartışıldığı günümüzde bu alana ilişkin bilgimizin olması için RTÜK tarafından bir sayfa oluşturuldu. Bende bir Medya Okur Yazarlığı formasyon eğitimini almış bir iletişim fakültesi öğrencisi olduğum için bu alanla ilgili bir paylaşımda bulunmak istedim.

Gel Gelelim Medya Okur Yazarlığı  Nedir?

Medya okuryazarlığı terimi İngilizce “media literacy” sözcüğünden dilimize çevrilmiştir. Bu kavram, yazılı ve yazılı olmayan, büyük çeşitlilik gösteren formatlardaki mesajlara ulaşma, bunları çözümleme, değerlendirme ve iletme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Tanımdan da anlaşılabileceği gibi medya okuryazarlığı birden çok fonksiyonu içermektedir.

Medya okuryazarlığına bu açıdan bakıldığında kavramın; bir yandan medya oluşturarak iletme, diğer yandan da iletilen medya unsurlarını alırken çözümleyebilme becerisini içerdiği görülmektedir.

Günümüzde medya okuryazarlığı dendiğinde; bu iki içerikten daha çok medyayı çözümleyebilme becerisi üzerinde durulmaktadır. Çünkü medya; gazete, kitap, dergi, televizyon, video, sinema, internet, cep telefonu gibi birçok aracı içermektedir. Bu araçların da günümüzde yaygınlığı herkes tarafından kabul edilmektedir.

Diğer yandan bu araçların kişi ve toplumlar üzerinde etkinliğinin boyutu konusu da tartışılmaktadır. Yani esas sorun, medyada verilen mesajların kişi ve toplumları hangi ölçüde etkilediği, mesajların alıcılar tarafından hangi düzeyde algılandığı ve çözümlemeye ya da eleştirel bir bakışa tâbi tutulup tutulmadığı  sorunudur.

Medya okuryazarlığındaki amaç ise; medya mesajlarının doğru algılanması, eleştirel bir bakış açısıyla alınabilmesi, gerçeklik-kurgusallık ayrımının yapılabilmesi, medyanın sunduğu dünyanın gerçeğin kendisi olmayabileceğinin anlaşılması, medyanın yönlendirme ve yönetme fonksiyonlarının olduğunun farkına varılabilmesi, mesajı gönderenlerin kendi düşüncelerini dayatma gayreti içinde olabileceklerinin değerlendirilmesi gibi hedefleri içermektedir.

Yani medya okuryazarlığı, kaynağı her ne olursa olsun, bilgiyi değerlendirip onu yerinde kullanabilen bireyler olmayı, böyle bireyler yetiştirmeyi hedeflemektedir.

Medya Okuryazarlığı; yazılı ve yazılı olmayan, büyük çeşitlilik gösteren formatlardaki (televizyon, video, sinema, reklâmlar, internet v.s.) mesajlara ulaşma, bunları çözümleme, değerlendirme ve iletme yeteneği kazanabilmek olarak tanımlanmaktadır.

Medya Okuryazarlığı;

  • İzleyicinin medyayı bilinçli okumasına katkı yapmakta, kendini rahat ifade edebilmesi, toplumsal hayata daha aktif ve yapıcı iştiraki sağlanmaktadır.
  • Medya iletilerini doğru algılayabilecek donanıma sahip olma ve zamanla iletiler üretebilme yeteneğini kazanmaktır.

NOT: Medya Okuryazarlığı programı hakkında daha detaylı bilgi http://www.medyaokuryazarligi.org.tr/ sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir